Site Haritası

Anasayfa

Bu yıl okuyacağım kitaplar ile ilgili bir karar aldım. Dünya klasikleri ve Türk Edebiyatı klasikleri okuyacağım. Birçok Dünya klsiği eser okumuş olmama rağmen aynı değeri Türk Edebiyatı klasiklerine vermediğimi görüyorum. Vakitsizlik vs adına ne derseniz deyin. Tercihimi başka türlerde kitaplardan yana kullandım çoğunlukla. Bu yıl farklı olsun istiyorum. Dünyadaki bu yaşanmazlık, problemler ve sıkıntılara en azından okuyacağım kitap türlerinde bir dur demek istiyorum. Yeşilçam tadında Türk edebiyatı solumak istiyorum. Oku oku bitmeyecek olan Dünya klasiklerinde sonraya bıraktığım eserleri okumak istiyorum.
Ne zaman büyüdün be minik tavşanım? 7 yaşını bitirdin. Okullu oldun. Okuma yazmayı öğrendin. Belki bu satırları da ileride okuyacaksın. Bu dünyadaki en güzel nimetsin. Seni bize veren Rabbime ne kadar şükretsek azdır. Seni seviyorum meleğim. Her sabah işe giderken avuçlarının içini öperek, saçlarını okşayarak gitmenin keyfini bilir misin sen? Ya seni koklamanın mutluluğunu... Sana hep şunu söylüyorum. "En çok anne ve babalar evlatlarını sever" evlatlar anne ve babalarını aynı oranda sevmez sevemez. Hep itiraz ediyorsun buna.
Ne kadar uzun zaman olmuş buraların tozunu almayalı, süpürmeyeli. Sanırım bunun en temel sebebi iş hayatımızdaki yoğunluğumuz. Türkiye'de çalışmak zor ve meşakkatli. Zira ülkedeki gelecek kaygısı nedeniyle sürekli bir hedef var bir çoğumuzda. Hoş, yeni neslin çalışma hayatında böyle bir derdi ve tasası olduğunu görmüyorum ama bizlerde fazlası ile var. İşte bu fazlalığın bir kısmı budanmalı. Hepimizin kendimize ve hobilerimize ayıracak zamanı olmalı. Buranın tozunu bu yüzden alıyorum bugün. Adına bahar temizliği ve düzeni de diyebiliriz.
Her izlediğimde içimi kemiren ve bu ülkede insan hayatının neden değeri yok soruma cevap bulamadığım yeni bir kare… Sulara gömülen bir otomobil ve feryadını TV ekranlarından duyamadığımız minik Ece ve anneannesi… Ah minik Ece… Süpermen diye bir şey olsaydı dünyada, en fazla istihdamı bu ülkede gerçekleşirdi. Belki o zaman kurtarabilirdik seni bu ülkenin iğrenç ötesi görev suistimalinden… Sular yılmadı be Ece…
Hafta sonu yapılacak yerel seçimlerde hangi partiye oy vereceğim konusunu epey düşündüm. Bireysel olarak aktif ve tabanı olan 4 siyasi partiden (AKP-CHP-MHP-HDP) hiçbirisine oy vermemeye karar verdim. Bu kararım bir Trabzonspor taraftarı olarak 3 Temmuz 2011 tarihinde patlak veren şike skandalı ile şekillendi diyebilirim. Zira o tarihten bugüne hakkı teslim edilmeyen bir camianın üyesiyim.
Sevgili sivri sinekler... Bakın hala size "sevgili" şeklinde hitap ederek aramızdaki bu akıl almaz kan davası için ayağınıza geliyorum. Kah iki elimle havada sorti halinde iken, kah duvar kenarında ictiğiniz kanımın sarhoşluğunu yaşarken yaralı halimle sizlerin birçoğunu öldürdüm. Pişman değilim. Zira sizde o kadar insanın içinde beni yemekten hiç pişman olmadınız.
Ne zamandır bir albüm hakkında yorum yapmadığımı farkettim. Epeyde albüm aldım aslında geçen zaman içinde. Ancak bunlardan biri var ki not düşmesem sahibine büyük haksızlık yapmış olurum. Cem Çelebi'den bahsediyorum... Kendisi ile Kutsal Evcimen'le beraber çıkardıkları "Dağlar Kızı" albümü ile tanışmıştım bir dönem. O gün bugün radyoda TV'de o yüreğe işleyen sesi ile karşılaşsam dikkat kesilir ve "Yahu almam lazım bu adamın albümünü" deyip unutup gittiğim Cem Çelebi.
Mal varlığına ne gerek? Can varlığım kızım yeter...
Zeynep... Yolunu gözlediğim kızım... Hoşgeldin...
26 Haziran 2008 tarihinde yazdığım blogda yerden yere vurduğum kasap dükkânı kapanmıştır. Kapanışa herhangi bir bakanın davet edilmemesi başta ben olmak üzere tüm Ümraniye halkını derinden yaralamıştır. Kamuoyunun bilgisine sunarım.
 1 
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam5
Toplam Ziyaret8422