Site Haritası

Anasayfa

Dinlendirme adı altında nadasa bıraktığım sakallarımı ustura kıvamında temizletmek ve bir anlamda haftanın Cumartesi gününe merhaba diyen Mağara adamına elveda demek için berberimin yolunu tuttum. Ümraniye’nin o kendine has keşmekeşine, sokak ve caddelerinin Cumartesi gününe yakışır sıkışıklığına selam vermek, iş dönüşü park alanı bulabilmek için evimin etrafında otomobil ile birkaç tavaf turu attıktan sonra mümkün oldu. “İnsan oturduğu semti yerer mi hiç” ayıplamasına kulakları tıkalı bir şahsın satırlarını okuyunca, bu ülkede muhit ayırımı yapmadan yerecek o kadar fazla şey varken susmanın anlamsızlığına şahit olabilirsiniz. Neyse, giriş faslını daha fazla uzatmadan konumuza girelim.
Acaba hangimiz gerçek halkız? Çocuklarının, torunlarının, kim bilir belki de sabahın bu bulanık saatinde kuyruğa girmek gururlarını incittiği için ekmek alma işini mecburen yükledikleri yaşlı nineler ve dedeler… Size soruyorum. Gerçek halk hangimiz? "Halk Ekmek" kuyruğuna girenler mi, yoksa ekmeklerinin gramajından yıllardır çalanlara karşı ses çıkarmayan bizler mi?
Memleket içinde memleket olan İstanbul bu günlerde zehir soluyor. Gündemdeki sebep tartışması ise hayli ilginç. Bir kesim, yıl boyunca toplamda % 60'a varan zam sonucu insanların evinde artık doğalgaz yerine kömürü tercih etmesini sebep gösteriyor. Ve işin ucu AKP hükümetine dokunuyor. Hatta sebep, hükümetin halka dağıttığı kalitesiz kömürlerin bu zehir oranını daha da güçlendirdiği şeklindeki iddialarla da güçlendiriliyor aynı kesimce. Hal böyle iken R.Tayyip Erdoğan televizyon ekranlarımıza konuk olup bu iddiaları yazanlara ya da dile getirenlere "Yalancısınız" diyor. Ne güzel savunma değil mi? Ortada % 60'lık fiyat artışı olan doğalgaz boru gibi dururken birileri yalancı oluyor.
Genellikle türkü dinleyen biri olmama rağmen yabancı müziğe ruhumu kapatmış değilim vesselam. İngilizce ile kan davalı olmam, sözlerini anlamasam da müzik ile beraber ahenk ile yürüyen eserleri takdir etmiyoruz anlamına gelmemeli. Bu sayfalara yıllardır bıkmadan usanmadan dinlediğim bir parçayı not etmem gerek. "The Least You Can Do" Üstat Phil Collins'in seslendirdiği bu parça benim için dünyanın notaya alına gelmiş en güzel yabancı parçası. Hadi beylik sloganla kapatalım. Alanımı takip eden 70 milyon Türk insanı bilsin bunu…
Sanal alemde günlük tutmak, hayatında günlük tutmamış, kendisine hediye edilen hatıra defterlerini bile arkadaşlarına verip "Kalbi kadar temiz" satırlar yazdırmayan birisi için oldukça müşkül bir durum. Zira hediye edilen hatıra defterlerini ortaokul çağlarında matematik çalışma ve karalama defteri yapacak kadar acımasız birinden sitenin günlük disiplinini yerine getirmesini beklemek fazla iyi niyetli bir beklenti olacaktır.
 3 
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam3
Toplam Ziyaret8386