Site Haritası

Bayram Gelmiş (24.11.2003)


Gereğini yerine getirenler için çabucak geçip biten bir Ramazan ayının daha sonuna geldik. Arefe günündeyiz bugün. Yarın yine her yıl olduğu gibi “Nerede o eski bayramlar” tarzındaki klişeleşmiş slogan cümlelerle karşılaşacağız.. Hatta sohbetlerimizin belirli yerlerinde farkında olmadan bizlerde kullanacağız bu cümleleri...

Oldum olası sevmemişimdir bu tarz cümleleri. Hangi şey eskisi gibi ki, bayramlar eskisi gibi olsun. Bayramı yaşayanlar  sonuçta bizleriz. Biz insanlar eskisi gibi miyiz?

Birkaç gün önce İstanbul’da yaşanan bombalı terör saldırılarına tanık olduk. Mübarek ayda yaşatılan bu insanlık sucu henüz hafızalardayken nasıl bayram olsun ki bu bayram. Üstelik bu saldırıları, “İslami Terör” diye kategorize eden bol miktarda yurttaşlarımız varken, İslam’ın bayramı nasıl eski bayramlar gibi olabilir ki. Biz o özlemle aradığımız eski bayramları yaşamayı hakketmiyoruz. Terörün dini, sınıfı, kimliği olamaz. Kaldı ki dünya üzerinde gerçekleşen terör olaylarının sonunda etiket yapıştıran yada yapıştırılan ülkeler hep Müslüman kimliği olan ülkeler oluyor. Bizlerde bunu destekler nitelikte hareket ediyoruz. Tarih sayfalarını şöyle üstün körü karıştırırsak onlarca terör olayını okumak zorunda kalırız. Fakat okuduklarımızın sonunda “Hıristiyan Terörü, Yahudi Terörü” gibi dinsel kimliklerle ifadelendirilmediğini de görürüz...St Bertelemey katliamı, Engizisyon mahkemeleri ile milyonlarca kişinin ölümüne neden olan Protestan-Katolik çatışması vb...

Terörün kimliği olmaz. Terörü gerçekleştirenler Müslüman, Hıristiyan, Yahudi, Budist vb olabilir. Ama bunu mensup olduğu dine maledemezsiniz. Fakat bizler, bu yanlışa zemin hazırlayan açıklamalarda bulunuyoruz. Belki de bu yanlışı isteyerek ve bilerek yapıyoruz. Dikkat edilmesi gereken başka bir hususta şu ki; dünya üzerinde ordu desteğiyle asker kamuflajı giyilerek yapılan terörün adına savaş yada işgal denirken, aynı kamuflajı düzenli bir ordudan yoksun grup yada kişilerin giymesi terör olarak nitelendiriliyor. Bugün Amerikanın Irakta, İsrail’in Filistin’de yaptıklarına dikkat etmek gerek. Yine Usame Bin Ladine zamanında destek veren Amerika ve Suudileri unutmamak gerek. Tıpkı zamanında PKK terörüne karşı devlet tarafından desteklendiğini terör eylemlerinden sonra öğrendiğimiz Hizbullah örneği gibi.

Bayramlarımız, hesapsızca tüketime endekslendiğimiz zaman dilimleri olmaktan çıktığında, sebebini hala anlayamadığım ve kim tarafından eş anlam olarak üretildiğini bilmediğim “Şeker” ifadesini ortadan kaldırdığımızda (bunun için sanırım oruç tutma oranının çoğalması yeterli olacaktır), oruç tutmayanın tutana saygı gösterdiğine şahit olduğumuzda, tutmayanlar için dua ettiğimizde, tutmayanlarında vicdanlarını rahatlatmak için bu ayı ve orucu espri konusu yaparak komikleştiklerinin farkına vardıklarında, maneviyatını ticaret mantığıyla maddiyat olarak kullanan ve bizi sömürenlere izin vermediğimizde muhakkak mübarek olacaktır. O zaman eski bayramlara özenme sloganından da kurtulmuş oluruz.

Bayramınız mübarek olsun... Olur mu dersiniz?

Gökhan UZUNOĞLU
24.11.2003 / İstanbul