Site Haritası

2002 Yılı Okudukları (36)

 ATATÜRK'ÜN TBMM AÇIŞ KONUŞMALARI
M.Kemal Atatürk

Nerede bulacağınızı bilmiyorum ama Atatürk'ün tüm meclis açılış konuşmalarını içeren arşivlik bir eser. Bana babamın kütüphanesinden kalan bu eseri okuduğum ve sakladığım için şanslıyım.






 TÜRKÇÜLÜĞÜN ESASLARI
Ziya Gökalp

Vatani ahlakı yüceltmek için döneminde birçok fikir beyan etmiş olan Ziya Gökalp'in fikirleri bugün kimlerince yerden yere vurulurken kimilerince de Amentü sayılıyor. Ben Gökalp'in eserini hiçbir olumlu ya da olumsuz yargım olmadan okudum. Bir düşünce adamının o günkü fikirlerini öğrenmek istedim. Gökalp'in fikirlerine katıldığım yerlerde oldu, katılmadığım yerlerde. Yargılarınızdan arınarak okumalı, sloganlaştırmadan faydalanmalısınız bu eserden.



 NE OLDU BİZE
Toktamış Ateş

Ne Oldu Bize sorusu, Cumhuriyetin ilanından sonra geçen zamanda genç sayılabilecek bir Cumhuriyette bugün gelinen içler acısı insan manzaralarının nedenini arayan acı bir soru. Toktamış hocada bugün gelinen yolsuzluklarla dolu zamanımızı, köşe dönmeci zihniyeti,  her türlü üçkağıdı yapıp "Bizden Adam Olmaz" diyenleri sorguluyor ve haklı olarak soruyor sorusunu. Umutlu ve azimli Cumhuriyet kurucularının torunları olarak ne hale geldik bizler. Kitaptaki tek satırı yazarak, soruya doğru cevabı vermek adına herkesin üzerine düşeni yapması gerektiğini bir kez daha hatırlatmakta fayda var:


"O günlerin Türkiyesi'nin 'jet sosyetesi', 'paparazzileri', 'Alemleri' yoktu. Bugün kimilerinin dalga geçtiği cumhuriyet bayramı balolarına, ayaklarını sıkan Sümerbank pabuçlarıyla giderdi valiler."


 MEDİNE'DEN LOZANA
Taha Akyol

Taha Akyol eserinde Çok Hukuklu sistemin tarihteki örneklerini inceliyor. İslamiyette belkide ilk hukuk sözleşmesi olan Medine Vesikası'nı, tarihi süreç içerisinde müslüman imparatorluğa giden sözleşmelerin daha çok itaat yönüne kaydığını belirtip yakın tarihteki hukuk sözleşmelerini enine boyuna tartışıyor.





 İSTANBUL'UN NAZIM PLANI
Sunay Akın









 İSTANBUL'DA BİR ZÜRAFA
Sunay Akın

Okuduğum en iyi Sunay Akın kitabı. Diğer kitaplarında bu eserindeki tadı bulamadım dersem yalan olmaz. Çok iyi araştırılmış, içine duygu ve şiirsel tatlar katılmış gerçek hikayeler. Özellikle her gün telefonda söylediğimiz "ALO" kelimesinin ne anlama geldiğini okuyunca beni daha iyi anlayacaksınız. Çok güzel bir deneme yapıtı.




 MEDENİYETLER ÇATIŞMASI
Samuel P.Hungtington

Hungtington'un bu eseri bana göre bilinçli olarak yazılmış, evhamlar baz alınarak alt yapısı hazırlanmış bir eser. Eserde Hungtington'un tezine katılan ve katılmayanların makalelerini okuyoruz. Yalnız bir yerden sonra hep aynı şeylerin tekrarlanması beni açıkçası sıktı. Hungtington medeniyetleri çatıştırmak için elinden geleni yapmış tezinde. Bir nevi bu çatışmanın İslam ülkeleri ile hat safhaya ulaşabileceğini hissettirerek Hristiyan alemini önlem almaya sevk etmiş.



 BİR MUHALİFİN YAŞAMI NOAM CHOMSKY
Robert F. Barsky

Naom Chomsky'nin ülkemizde adının duyulması ve popülaritesinin artması sonrası Ticari mantıkla hemen çevirisi yapılmış bir kitap. Kitap öyle lanse edildi ki sanki Chomsky'nin kitabı gibi reklamı yapıldı. Okuduktan sonra bu muhalifin yaşamı hakkında aklımda hiçbir kelime kalmadı. Çok sıkıcı bir kitaptı.




 ANADOLU NOTLARI
Reşat Nuri Güntekin

Çok gezen çok bilir derler. Reşat Nuri Güntekin'de çok gezmiş, gezilerinde de küçük küçük notlar almış bizler için. Onunla trene binip vagona başka yolcu almamak için o gülümseten hilelerini okuyarak bir Anadolu turnesine çıkın.






 DÖNÜYORDU
Reha Çamuroğlu

Bektaşilikte Zaman Kavramı ikinci ismiyle okuduğum, ama bu zaman kavramını ve neyin döndüğünü anlamadığım sıkıcı bir eser.






 SON YENİÇERİ
Reha Çamuroğlu

Reha Çamuroğlu ile ilk tanışmam "İsmail" adlı yapıtı ile oldu. "Son Yeniçeri" yine başarılı bir tarih araştırması ile harmanlanmış, Yeniçeri ocağının tarihten silinmesini akıcı bir üslupla ele alan bir roman. Ancak yinede "İsmail" deki başarının biraz gölgesinde kalıyor bana kalırsa. Bunun tek nedeni, seçilen karakterin ocakla doğrudan ilgisinin olmaması olabilir. Ancak yinede çok başarılı bir tarihi roman.




 İSMAİL
Reha Çamuroğlu

Şah İsmail, yazdığı şiirlerle ve dönemindeki sert yönetimi ile ilgimi çeken bir hayata sahip hükümdar olmuştur hep. Şiirleri ya da deyişleri günümüzde de hala söylenir. Bu güne kadar Türk yazarlarımızın tarihi romanlar konusunda beni hayal kırıklığına uğratan kitaplarını okudum.  Reha Çamuroğlu bu eseriyle bu önyargımı da yıktı sağolsun. En başarılı tarihi roman sıralamasında kesinlikle ilk 10'a girecek bir eser.


 SABAH RÜZGARI
Reha Çamuroğlu









 DOĞU BATI SENTEZİ
Peyami Safa









 BEYAZ KALE
Orhan Pamuk

Venedikli bir kölenin Türklere esir düşmesini konu alan kitap, Pamuk'un okuduğum kitapları içinde beni en fazla sürükleyen eseri oldu. Bir gemiden esir olarak önce saray zindanlarında doktorluğa, daha sonra padişahın bir hocaya emanet ederek şenlikler için fişekli bir gösteri hazırlıklarına başlamaya zorlanan, dinini değiştirmediği için azat etme yetkisinin hocaya verildiği bir süreci konu alan profesyonel bir roman. Hoca ile Venedikli esir arasında ki sessiz rekabet, padişahın beyaz kaleyi almak için bir silah yapmalarını istemesi ile daha da karmaşıklaşır. Artık gerisini kitaptan okuyun.


 MEMLEKET HİKAYELERİ
Nihat Genç

Nihat Genç'in üslubu biraz sert. Bu durumdan rahatsız olan kesimler olabilir. Ancak memleket hikayelerinde anlattıkları bana çok sürükleyici geldi açıkçası. Edebi olsun diye lafı dallanıp budaklandırmadan “dan” diye lafı geçiriyor tabiri caizse Genç. Ben bu eserini zevkle okudum. Özellikle gençliğinde Trabzonspor uğruna yaşadıklarını ayrı bir zevkle okudum.




 BATININ YENİ STANDARTLARI
Naom Chomsky

Dünyaya hükmeden ve hükümranlıklarını devam ettirebilmek pahasına stratejik bölgelerde politika üreten ülkelerin, bir anlamda standart oluşturmaya yönelik dış politika hamlelerine genel bir bakış denilebilir bu eser için. Çok geniş kapsamlı bir araştırma olmasa da, muhalif yazar Naom Chomsky bu ülkelerin (başta ABD ve İngiltere) nihai hedeflerinin ne olduğunun ipuçlarını vermeyi başarıyor okuyucuya. Kosova ve Doğu Timor bölgelerini konu eden kitapta yeni kuşağın terör standartlarını okuyorsunuz.


 MESKALİN 60 DRAJE
Murathan Mungan

Murathan Mungan'ın çeşitli dergi ve gazetelerde yayınladığı yazıların derlenip toparlandığı bir deneme kitabı. Daha çok sanata yönelik yazıların bulunduğu kitap beni fazla tatmin etmedi. Murathan Mungan'ın dil üslubunu beğenmediğimi de söyleyebilirim.





 DİNİN FİZİĞİ DEMOKRASİNİN KİMYASI
Mehmet Ali Kılıçbay

Anlatımı sıkıcı olan bu eserde altını çzdiğim tek satır yok. Gerisini de anlatmaya lüzum yok.







 DİRİLİŞ
Lev Tolstoy

Diriliş, Tolstoy'un insan vicdanına yönelik bir eseridir aslında. Prens Nehludov'un hizmetçi Maslova'yı baştan çıkararak mahvettiği hayatını konu alır. Prens, yıllar sonra jüri olarak bulunduğu bir mahkemede karşısında adam zehirlemeden yargılanan Katya'yı bulur. İşte Prens Nehludov'un dirilişide böylece başlar. Çünkü suçlu aslında kendisidir. Okunması gerekli bir klasik.




 SARIKAMIŞ
Köprülülü Şerif İlden

Türk tarihinin trajik bir dramı olan Sarıkamış'a tanıklık etmiş Şerif İlden'in anılarından derlenmiş bir eser okuyacaksınız. 90 bin şehitimizi geri getirmeyecek malesef ama Mehmetçiğin kaybedilmesi kesin olan bir serüvene nasıl sürüklendiğini bir kez daha okumakta yarar var bence.





 GENÇ WERTHER'İN ACILARI
Johann Goethe

Yayınlandığı dönemde Almanya'da intihar vakalarının artmasına sebep olan Goethe'nin en ünlü eseridir bu yapıt. Hikayesini bir anlamda kendi hayatından almıştır aslında Goethe. Lotte'ye aşık Werther'in  mutlu sonla bitmeyen aşkının dramıdır. Kendi hayatında da arkadaşının nişanlısına aşık olan Goethe, Werther karakteriyle bir anlamda kendisini anlatır. Bunu anlatırken toplumsal buhranı da çok iyi işler. Yani aslında tek acılar sahibi Werther ve Lotte değildir. Ve bu nedenle günümüze kadar klasik bir başyapıt olarak kalmış duygu dolu bir kitaptır.


 ZÜLKARNEYN
İskender Türe

Kuran-ı Kerimde kendisinden bahsedilen Zülkarneyn hakkında doyurucu bilgiye ulaşamadığım bir kitap İskender Türenin kitabı. Aynı ayetler baz alınarak ihtimaller sunulmuş. Açıkçası beni hiç tatmin etmeyen bir yapıt.





 EMPERYALİZMİN KULLANDIĞI ERMENİLER
Hasan Kundakçı

Yine askerde iken kütüphaneden alıp okuduğum ancak kaynak kullanımındaki fakirlik nedeniyle çokda tavsiye etmeyeceğim bir eser. Ermenilerin bize uyguladığı mezalimler ve siyaset için daha kapsamlı hazırlanmış birçok kitap vardır muhakkak. İlk tercihiniz bu eser olmasın.





 YENİÇERİLER
Godfrey Goodwin

Bir döneme damgasını vuran Yeniçeriler'i yabancı bir tarihçinin kaleminden okumak isteyenler okuyabilir. Fakat bu kitapta bizim bilmediğimiz detay bilgileri bulabiliriz diye düşünenler kitabın sonunda yanıldıklarını göreceklerdir. Aslında kitap bir yerden sonra Yeniçeriler'i anlatmaktan çok, son dönem Osmanlı zamanlarında sizleri dolaştırıyor. Salt Yeniçerilerden bahsediyormuş imajı ile satışa çıkan fakat okuduğumda hiçte öyle olmadığını görmem açısından benim başarılı bulmadığım bir eser



 UMUDA DOĞRU
Frank McCourt

Umuda Doğru, kitap yazarının yoksul çocukluk dönemlerini anlattığı Angela’nın Külleri isimli ilk kitabının devamı. Bu kitapta yazar, öğretmen ve yazarlığa giden ikinci dönemini okuyucu ile paylaşıyor. Karakterin büyümesinden midir bilinmez ama çocukluk yıllarını anlattığı eseri daha fazla etkilemişti beni.




 ÖLÜ BİR EVDEN HATIRALAR
F. M. Dostoyevski

Rus Çarı tarafından ölüm cezasına çarptırılan Dostoyevski’nin tüfek namluları kendisine doğrultulduğu sırada cezasının Sibirya’ya sürülme olarak değiştirildiğinin kendisine okunması ile başlayan hatıralar... Dostoyevski insan tasvirlerindeki başarısını etrafında bulunan mahkumlar üzerinde de çok iyi karalamış. Suç ve Ceza gibi bir eser beklemeyin sakın ama sağlam bir Dostoyevski eseri diyebilirim.




 KOD ADI YÜKSEKOVA
Enis Berberoğlu

Kitabın arka kapağında şu ifade var: “Elinizdeki kitap, bir Güneydoğu gazisi, bir ülkücü kabadayı ve insan hakları konusunda PKK’yı kayırdığı iddia edilen bir sivil toplum örgütçüsünün aynı fotoğraf karesinde nasıl buluştuğu sorusuna yanıt aramak için yazıldı” Evet bugün Türkiye’de bu ve bunun gibi başka derin devlet sorularına cevap arayanlar kitabı muhakkak okusun derim. Cevap aramayanlar; elbet birileri koyun gibi ışıkları söndür deyince söndürür aç deyince açar zamanı gelince. Ama o dönem hakkında ne biliyorsun sorusuna verecek bir cevapları da olmaz sanırım.


 DEMOKRASİ VE LAİKLİK
Emre Kongar

Şu demokrasi ve laiklik hakkında kalem oynatmayan yok. Ancak bu kalem oynatanların bazıları karşı düşünceye özgürlük söz konusu olunca demokrasiyi “laiklik tehlikede” sınıfına sokup eritmeye çalışır. Bu fikirde olanlardan biride bana göre Emre Kongar. Kendisi, ülkedeki başörtülü öğrencilerin eğitim dramına her dönem “Kamusal Alan” savunması yapmış, laiklik borazanını var gücüyle üflemiştir. İşte bu kitapta da aynı üfürükçülüğü ziyadesiyle yapmış, demokrasi inancı havada kalmıştır bana göre.



 TAM ZAMANINDA YÖNETİM
Edward Hay

Kişisel gelişim kitapları içerisinde en dandirikleri iş hayatı ile ilgili yazılanları oluyor. İnsanların bu tarz kitapları okuyarak yöneticilik potansiyellerini geliştireceklerini inanmayanlardanım. Bu kitapların belki tek faydası, zorluklar içerisinde belirli bir kariyere ulaşmış işadamlarının hatıralarını okumanın keyfi olabilir. Tam Zamanında Yönetim adlı kitabı bulunduğum yerde başka okuyacak kitabımın olmaması nedeniyle arkadaşımdan alıp okudum. Berbat nitelemesi yaptığım ender kitaplardan biridir bu kitap.



 SOL AYAĞIM
Chiristy Brown

Beyin felçli doğan Chiristy Brown'un kendi yaşam öyküsü. Tüm umutlarını sol ayağına yüklemiş bir insanın, okuyunca kendi yaşamınızdaki azim mücadelenizden utanacağınız hikayesi. Bu mücadeledeki annenin rolünü de büyük harflerle yazmak gerek.





 BANA TÜRKÇE BİR EKMEK VER
Cezmi Ersöz

Kitabı için Ersöz bir röportajında şöyle diyor:
“1940’lı yıllarda Diyarbakır yöresinde Kürtçe yasağı var. Kürtçe konuşan insanlardan ceza olarak para alınıyor. Ya da başları derde giriyor, mahkemeye veriliyorlar, dayak yiyorlar. Valilik anons ediyor: Kürtçe konuşmayın yasaktır. Vatandaş Türkçe konuş! Bir dağ köylüsü pazara gelmiş alış-veriş yapacak. Anonsları da ona anlatıyorlar arkadaşlarıyla, etraftakiler. Acıktığı için fırına giriyor, fırından ekmek alacak ama Kürtçe konuşmaması lazım, tek kelime de Türkçe bilmiyor, Kürtçe; “ Bana Türkçe bir ekmek ver” diyor. O yörede yaşananların, baskınların çok çarpıcı bir anlatımı bu bence. Buradan yola çıkıyorum. Oradaki insanların kimliklerinden dolayı nelerle karşılaştıklarını, özellikle bürokrasi karşısında, ordu ve asker karşısında, üst kurumlar karşısında nasıl ezildiklerini ailem Urfalı olduğu için bizzat gördüm ve yaşadım. Geçmişten bugüne duyduğum, gözlemlediğim şeyleri, 12 Eylül’e kadar süren çok ağır baskılar sonunda kendisini acı bir şekilde gösterdi, bir savaşa dönüştürdü. Yılların birikimi; o birikim de çok korkunç sonuçlara, tarifsiz acılara yol açtı. Böyle bir geçmiş var arkamızda.”


 ÖMÜR BOYU AŞK 1
Cemil Tokpınar

Evlilik müessesesinde meydana gelebilecek problemleri günümüze uygun örneklerle açıklayan Tokpınar'ın kitabı belirli aralıklarda tekrar tekrar okunmalı bence. Mutlu olmak için yapmamız gereken küçücük fedakarlıklar çok sade ve kalbi okşayan bir üslupla yer alıyor kitapta. Sadece evli olanların değil evlilik hazırlığı yapan gençlerinde faydalanacağı yararlı ve çok güzel bir yapıt.




 MEHMETÇİK VE ANZAKLAR
Baha Vefa Karatay

Çanakkale ile ilgili bir kitap gördüğümde kayıtsız kalamam ve hemen okumak isterim. Emekli bir subay olan Baha Vefa Karatay kitabında iki düşman cephenin birbiri ile münasebetlerini sağlam kaynaklarla bizlere sunuyor. Özellikle savaşta yer almış ve halen hayatta olan Anzakların hatıraları oldukça önemli.




 ELİMİ TUT YETER
Akgün Akova

Oğlu Fırat'ın Akgün Akova'ya sorduğu çocukça sorulardan yola çıkarak yazılmış bir eser. Yazarın Yıkık Bir Çocuk Bahçesi Gibiydi Yüzü isimli eserine nazaran yazım dili beni fazla etkilemese de okunabilir. Ancak Akova ile tanışmak için önce diğer bahsettiğim eserini alıp okuyun derim.





 YIKIK BİR ÇOCUK BAHÇESİ GİBİYDİ YÜZÜ
Akgün Akova

Kitabın ismine vurulupta tanıştım Akgün Akova ile. İyiki de tanışmışım. Aslında şair olan Akova'nın düz yazıda bu kadar usta olması ve bu ustalığına rağmen pek tanınmaması hayli ilginç. Kitabında özetle Bosna'da yaşanan dramı kaleme alan Akova, savaş sonrası insanlığa bırakılan kötü hatıraları not etmiş. Bu notlar o kadar ustaca ve duygu dolu kaleme alınmış ki kitabı bir kütaphaneden alıp okumama rağmen yıllar sonra kitaplığımda yerini alması için satın aldım. Mutlaka ama mutlaka okumalısınız.